toplu taşımacılık

Yolculuklarda her ne kadar otobüs hikayesini sevmesem de bazı yerler için mecbur kalıyor insan. Neyse bi’şekilde seferiyiz demeye kalmadı sosyalleşmenin nimetlerinden faydalanmaya başladık. Tam, bu yan bankta adamın nerede çalıştığını, nereli oldugunu niye biliyorum diye düşünürken servis aracımız geldi. Ama ne servis aracı, balıklar bile daha iyi servis edilir!
Binerken yaşlı servis şoförümüz bana diyor ki, “Buyrun beyim binin”
Bey oluyorum birden bire.
Ben ki bu ihtiyarın yanında en fazla yeni yetme olabilirim, pekte şaşırmıyorum gerçi daha önce karşılaşmadığım bir muamele değil ama buna alışamazsınız, birden “bey” oluveriyosunuz siz de bu hitabı duyar duymaz, “geçiyoruz teşekkürler”diyorum. Baksana kendim hakkında çoğul konuşmaya başladım bile.
İyi ki minik mi minik bir çocuk var da aramızda onunla eğlendik gara kadar. Çocuk sevmem pek ama kimisi de sevilsin diye doğuyor böyle. Falan filan derken Ümraniye’de TOKİ konutlarının oradan geçiyoruz. Malumaliniz referandum zamanı, burada da yer gök “hayır” pankartlarıyla dolu. Sebebini anlamak güç değil, TOKİ konutları hem gelir seviseyesi düşük yurttaşlar için(!) yapılır -yani emekçi sınıf için- öbür taraftanda burası irticai hükümet zamanında yapılmıştır. Yani sol cenah için kazanılması olmazsa olmaz mevzilerden biri olsa gerek. Ee bununda hükümet yanlılarını kızdırması işten değil.
Şoför efendi değişiyor birden bir bey havası geliyor sanki adama yavaş yavaş.. hemen arkasında ayakta çocukla oynuyorken seziyorum, kulak kesiliyorum: “Okulu var, pazarı var her şeyi var” diyor övüyor da övüyor muhiti, belki de buralı kim bilir? Biz, diyor, kendisi (RTE) belediyereisi olmazdan önce burada 2.kattan sonra binaya haftada bir hidroforla çekerdik suyu, hey yavrum şimdi gökdelenler var burada, neler var neler!” Yanındaki ince bıyıklı gence konuşuyor ama dikiz aynasından da beni kesiyor ince ince.. Ee ben mi dedim sana, bana “bey” de diye.. Neyin sınıf mücadelesini veriyosun be adam! Yanındaki sallabaş onaylıyor bu anlatıyor yanındaki onaylıyor bu efendi iyice bey oluyor, kısık sesi yükseliyor daha bi kendinden emin hal alıyor. Artık doğrudan hedefi benim. Traşlı , gömlekli ve gencim zira, komünist olmam muhtemel!
Pekte bir şey demek istemedim, dinliyeyim madem neymiş ne değilmiş öğrenelim. Sabit fikirli diyor hayırcılara.. Buraların çöp sorunundan, yol sorunundan ne bileyim eğitim, kentleşme vs bir çok sıkıntıssından ve nihayetinden RTE tarafından nasıl çözüldüğünden bahsediyor duruyor.
E haklı adam siz sosyal-demokrat, ortanın solu, sol, kürtsolu, türksolu, lazsolu süpersol vb olarak yıllarca insanların gayette kolay taleplerini yerine getiremezseniz, organize olamazsanız, bir çatı bir yol bir su sağlayamazsanız, okula yürüyerek bir saatte giden çocukların hikayelerini içburkan bir fon müziği ile sadeece acitasyon malzemesi olarak kullanıp icraate pekte bir şey dökemeyip bir de üzerine amip gibi bölünür ve hatta aynı hızda anlaşılamaz lügatlar geliştirirseniz bunları birileri yapar. Kim yapar, çok uluslu şirketler yapar, onların memurları iktidar olur, parti tüzüğünü de anayasa haline getirir.
Belki yanlış düşünüyorum belki (belki değil evet) bu kadar basit değil ama haksız da sayılmam.
Geldik gara nihayet, teşekkür ettim şoför beye, yalnız dedim umarım bir gün kendi yollarınızda gezer, çocuklarınızı kendi okulunuza yollar, kendi suyunuzu içersiniz. Bunlara ulaşmak için ödenen bedel yurdu dağı taşı toprağına, suyuna havasına kadar satmak olmamalı. Susuz yolsuz kalmaya direnebilmek olabilirdi mesela. Sizin reisiniz ne var ne yok memleketi sattıktan sonra mal sahibi tabii ki onları daha fazla insana kiralayıp daha fazla kâr etmek için daha fazla yere yatırım yapacak ve o sözüm ona hizmeti daha fazla yere taşıyacak. Unutmadan sıkça duyup ne olduğunu muhtemelen bilmediğiniz bir kelime olarak bu bahsettiğimin tanımı kapitalizmdir. Yani komünizm kadar gavur işi ama ondan daha imansızdır.
Bilmediğiniz bir şeyi onaylamanın adı da  sıkça duyup ne olduğunu muhtemelen bilmediğiniz bir kelime olarak idealizmdir. Ama sizler zaten idealistsiniz, dindarsınız çünkü! Hayatınızda böyle bir şey var. İdealistlerin kapitalist olması yani türkçesi, cehaletin sermayeyi lider yapması sizin binlerce yıllık geleneğinizdir. Ortadoğu toplumları bu yüzden zavallıydı ve halen de öyle.  Sıkça duyup ne olduğunu muhtemelen bilmediğiniz bir kelime olarak içinde bulunduğunuz zavallılığın adı emperyalizmdir. Türkçesi, sömürülmek, köleleşmektir.
Burada yaaptığınız şey; bir toplumu ayırmak birbirine düşürmek, doğrusunu söylemek gerekirse çok da uğraşılmadan yapılan bir şeyi, düzleştirdiğiniz beyinleri, sözüm ona fikir dünyasında ayırarak çatışmalar, ayrılıkçı hadiseler yaratmaktır. Yıllarca insanları itham ederek, yönlendirerek yok ettiğiniz şeyi bölücülüğü ve terörizmi onaylamaktır. Sıkça duyup ne olduğunu muhtemelen bilmediğiniz bir kelime olarak bunun adı dekompozisyondur.
Bu esnada ağzı biraz daha açılırsa o sigara düşecek. Şaşkın gözleri yuvasından her an çıkabilir gibi duruyor.
Devam ediyorum: Bunları size kızgınlığımdan değil aydınlığa kızgınlığımdan söylüyorum, türkçe söylense bu kadar net anlayacağınız bir şeyin yıllarca ne olduğunu bilmeden duydunuz ve bu gavurca söylemini reddettiniz çünkü bu gavurca sizin iPhone kadar ilginizi çekmedi. Bu bahsettiğim jargonlar şu demektir; ne olduğunu bilmeden salt zayıf varlığınızı günlük faydalara değiştiğiniz bir hayat sizi yalnızca daha yakışıklı köleler yapar. Köylüyü milletin efendisi yapar. Anlatabildim mi beyim?
Bir yutkunuyor, bir an hava aniden serinlemiş gibi hafif bir silkeleniyor ve tekrar türküsünü mırıldanıyor; “dargörüşlüsünüz, sabit fikirlisiniz.”

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

Follow

Get every new post delivered to your Inbox.