alarm


“kendinizi ifade edin. bir blog başlatın.”

wordpress.com

 

düşünmek için yeterli vakit ve gerilim sonra:

dizüstümün şarzı, yazıyı bitirene kadar dayansın diye kablosuz bağlantıdan çıkıyorum ve dengeli enerji sarfiyatını da minimuma indiriyorum.

kırmızı alarm dediklerinden bunu öğrenmişken şimdi önemsiz bir iş yaptığıma kimse inandıramaz beni.

kalan enerji stoğumuz %29…

yaşadığım daha tehlikeli durumlar da oldu tabii ve zaten şimdi bunun için yazıyorum; tam olarak neden korktuğumu anlamak için.

 

karşılaşmadığım şeyden korkmadığımı farkettim. gecikttim mi? akranlarım daha eliyüzü düzgün hayatlar yaşıyor olabilir, benim ancak başladığım bir çok iş, çoğunuz için tecrübe edilmiş olabilir. bu konuda bir düzüne şey sıralıyabilirim, daha önce de dediğim gibi, her bakımdan vasatın bile altında olduğumu zaten çok önceleri kabul etmiştim. uzatmaya gerek yok, zaten bu blogun, eblehlere, yabanlara, şiddet ve maddebağımlılarına hitab ettiği çok önceleri farkedilmiş ve müşteriside buna göre oturmuştur sanıyorum. dilekolay, birkaç gün evvel ki adres değişikliğini saymazsak neredeyse dört yıl olmuş. koca yıllar boyunca karşılaşmadığım insanların onlarca sayfa tutan istatistiklerini düşünüyorum. tabii ki dönem dönem bunlara bakıyorum, bilhassa sözlüklerden, facebook’tan, messengerdan sıkılıp yapacak bir şey bulamadığımda. karşılaşmadığım insanların ne düşümdüğünü de umursamadığımı farkettim, karşılaşmadığım her şeyin aslında kafamda sadece karşılaştığım en iyi şey ve karşılaştığım en kötü şeyle karşılaştırdığımı farkettim. hemen önemsendiğinizi düşünmeyin, bu konuya ne buradan ne sizin üzerinizden vardım, sadece sözümona yazarken bi’yandan da ne yaptığımı da anlamadan yaptığım bu işi toparlamaya çalışıyorum.

 

mesela ne tanrıyla ne de devletle herhangi bir karşılaşmamız olmadığı için onlardan korkamıyorum. din adamlarıyla karşılaştım ve müminlerle ama bu aygıtların hiç biri bende yeterli etkiyi yapamamış olacak ki elimde onun yerine muhattap aldığım bu aygıtları onla bir tutmak ya da hiç karşılaşmadığım bir şeyi karşılaştığım en iyi şey ya da en kötü şey ile karşılaştırmaktan başka bir seçenek bulamadım. hakeza devlet; polislerle, kameralarla, dinlemelerle, cezalarla vd. karşılaştım tabii ki. siyasetle ve ticaretle karşılaştım. şehvetle ve düşkünlükle.

 

bir toplumla karşılaşamadım mesela. birileriyle, onların alet ve aygıtlarıyla karşılaştım. tavırlar, değişen tavırlar, nedense durmadan değişen tavırlar. aslında bütünüyle histeriler ve yalanlar.

 

beni alenen tehdit eden bu üçlüyle hiç karşılaşmadım ve –tabii ki sizin şimdiye kadar bildiğiniz şeyi- ben ancak farkettim; karşılaşmadığım şeyleri karşılaştıklarımla karşılaştırırken, karşılaştığım en kötü ve en iyiler arasından, genelde olduğu gibi, en kötüye oynarım. orta yollu bir terciğim yok çünkü bu karşılaşamadıklarım devamlı olarak “en” olduklarının propagandasını yaparlar.

 

Buradan nereye varıyorum derseniz, her zaman ki gibi pek bir yere varmıyorum; baltayı taşa vurabilirim, baltayı taşa vurabilirler.


About this entry