karar verdiğim zamanlar II: yıkmaya karar verişim
Bunun nasıl ve her neden oluşan bir “dürtü” olduğunu -yaşayanlar dahil- kim bilebilir? Bu devirmeyi istemek (Bkz: Devrim) gibi bir şey değil, bu değiştirmeyi istemek (Bkz: Reform) gibi bir şey değil Bu iyi bir şeyler olacağına inanmak (Bkz: İdealizm) gibi bir şey değil.
Bu; devrilse dahi yerine gelcek olanın bir şeyleri değiştireceğine inanmamak. Bu, ne istediğini değil, sadece ne istemediğini bilmek; çünkü insanlık ve akıl ile o kadar övünecek kadar küstahlaşamam.
Bence hiç bir şeyi sistemli olarak yaşamamalısın; Sistemli olarak umut etmiyorum, umduğum şeyler var ama sadece umut ederek yaşayamıyorum. Umarken temkinli olmaya çalışıyorum çünkü umut etmeyi huy edindiğim zaman bana, bunu devam ettirecek hayali ve telkini, kim ve ne verecek biliyorum. Karşılığında ne alacaklarını biliyorum… İyi bir araba, iyi bir eğlence, iyi bir cep telefonu, iyi bir kadın, iyi bir tanrı ve dahasını dilemek, kendim olandan, iyi bir bireyden, hep daha fazla parça koparmaları demek. Sana, bana bunların hiç biri olmuyor demiyorum ama her seferinde acır ve öfkelendirir… Ben sadece geriye acımı ve öfkemi kullacak kadar bir şeyler kalmasını umuyorum.
Bunları (bazen daha azını bazen de fazlasını) düşünmeye başladığım o yaşlarda her gencin kendini iyi hissedebileceği bir şehirdeydim. Şimdi aramda 939 km’den çok daha fazlası olan bu yaşantıda temel dertlerim “hareket” için daha fazla ve iyisini yapmak ve güzel kızlarla daha çok vakit geçirmekti. Böylesine gelecek vaadeden genç bir devrimcinin ani değişimi ve kayboluşu “hareket” içinde dedikodu ve nefretten başka bir şey uyandırmamış olsa da artık anlatmaktan vazgeçmiş her kez gibi sadece mümkün olan en uzağa gittim; 831 kilometre… 1081 kilometre… 150 kilometre… 428 kilometre… 576 kilometre… 454 kilometre… 182 kilometre… Bilmem kaç kilometre… Bana bir çok şehrin arasının kaç saat çektiğini sorabilirsiniz; Size, en kolay nasıl gidebileceğinizi, hangi taşıma aracını tercih etmeniz gerektiğini, nerelerde otostop çekmemeniz gerektiğini, en ucuza nerelerde konaklayabileceğinizi ve yiyebileceğinizi söyleyebilirim.
Bunları öğrenmeden önce, sadece, pazarda biraz yiyecek için ayakkabılarını tezgah sahiplerine -utanarak ve gizlice- satmaya çalışan biriyle tanıştım. Çok güzel bir akşam üzeriydi ve her gencin kendini iyi hissedebileceği bir şehirdeydim…
30-01-2007
About this entry
You’re currently reading “karar verdiğim zamanlar II: yıkmaya karar verişim,” an entry on workpress
- Yayımlandı:
- Temmuz 23, 2008 / 17:36
- Kategori
- press
- Etiketler:
- geçmiş zaman olur ki, press
1 Yorum
Jump to comment form | comment rss [?] | trackback uri [?]