“ağabey, nükleer ne demek?”
Nükleer karşıtları meydanda coşku ile retlerini ilan ederken kalabalığın içinden zar-zor bir yol bulup sahildeki çay bahçesine doğru ilerledim. Biraz mola ve çay elbette ki iyi gelir. Beraber oturduğumuz muhtemelen 17-18 yaşlarındaki genç, bir Çernobil mağduru. Güçlükle hükmettiği bedenine rağmen ard arda sigarasını çıkartıp yakıyor. Çayını ağzına götürmesi pek mümkün değil; kamışla içiyor.. Dediklerini çok zor anlıyorum ama ikimizin de gayreti ile muhabbeti koyulaştırıyoruz. Eylem için Samsun’dan gelmiş; diğer nükleer mağduru arkadaşları ile beraber. Yalnız anlayamadığı bir şey var; Nükleer tam olarak nedir? Gerçekten kötüyse neden yapılıyor?
Anlatmakta güçlük çekiyorum.
-derneğinizde hiç bahsetmiyorlar mı?
-anlatıyorlar ama ben her şeyi anlayamıyorum, anlasam da sonra unutuyorum.
Böyle bir cevap karşısında susuveriyorum bir süre.. O’na bakıyorum; sistem her zaman ve her şekilde canlıları, onlara yaptıklarını anlayamayacaklarını ve/ ve yahut unutacakları hale getirmekte usta… düşünüyorum; ironi değil…
inatla yahut yine hatırlayamadığı için tekrar konuya dönüyor:
-şimdi siz neden geldiniz?
-nükleer santral…
-tamam. ne peki bu?
Bütün gücümü toparlayarak cevaplıyorum kendimce:”Bir enerji üretme yöntemi. Burası bir havza olduğu için kurmak için seçtikleri yerlerden birisi, çünkü buna ihtiyaçları var. Ama nükleer santral sadece bir enerji üretme biçimi değil, zenginlere çok para kazandırıyor ve birilerini tehdit etmek yahut öldürmek istersen gerçekten işe yarıyor. Bundan uzun zaman önce bu denizin ardında bir tanesi patladı ve etrafa yaydıkları kötü şeyler yüzünden sen hiç olmayacakken sağlıksız oldun. Seni ve arkadaşlarını engelli yapan, nükleer santral denen şey, bunu unutmamaya çalış.”
Ajitatif…
ama anladığını sanıyorum.
01-05-2006
Yorum yok
Jump to comment form | comment rss [?] | trackback uri [?]